BÖLGE ADLİYE MAHKEMELERİNİN YEREL MAHKEME KARARINI ESASTAN REDDİ (ONAMA) KARARLARI ÜZERİNE İCRA DOSYASINA YATIRILAN TEMİNATIN DURUMU, TEHİRİ İCRA KARARININ GEÇERLİLİK SÜRESİ VE TEMİNATIN ALACAKLIYA ÖDENME KOŞULLARI
İlamlı icra takiplerinde alınan tehiri icra kararı sonrasında yapılan istinaf başvurusunun borçlu aleyhine sonuçlanması, yani ilk derece mahkemesi kararının BAM tarafından onanması durumunda, takip dosyasında tutulan teminatın hemen paraya çevrilip çevrilmeyeceği hususunda uygulamada duraksamalar yaşanmaktadır.
Yerel mahkeme kararının BAM tarafından onanmasını gerekçe göstererek alacaklının, borçlu tarafından verilen teminatın paraya çevrilmesi istemli dilekçesi karşısında icra dairelerinin iki farklı uygulama sergilediği gözlemlenmektedir:
Bazı icra daireleri, BAM’ın onama kararından sonra halen borçlunun temyiz hakkı olduğu ve temyiz sonucuna göre teminatın nakde çevrilmesi gerektiği kanaatiyle alacaklının talebini reddederken; bazı icra daireleri ise alınan tehiri icra kararının BAM kararına kadar geçerli olduğu, temyiz sürecinde yeni bir tehiri icra kararı getirilmediğine göre teminatın nakde çevrilmesinde bir sakınca olmadığı kanaatiyle alacaklı tarafın istemini kabul edip teminatı nakde çevirmektedir. İlk etapta her iki uygulamanın da haklı olduğu düşünülebilse de ilgili kanun metni, metnin konuluş gerekçesi ve bu konudaki Yargıtay içtihatları birlikte değerlendirildiğinde ikinci uygulamanın isabetli olduğu anlaşılacaktır.
Yasal Düzenleme ve Kanun Gerekçesi
Bu konudaki yasal düzenleme 2004 sayılı İcra ve İflas Kanununun 36. maddesinin 6. fıkrasında şöyle yer almaktadır:
“Bölge adliye mahkemesince başvurunun kesin olarak esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması hâlinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir. Mal ve haklar ise, malın türüne göre icra dairesince paraya çevrilir. (Ek cümle: 24/11/2021-7343/5 md.) Bölge adliye mahkemesinin başvurunun esastan reddine ilişkin kararına karşı temyiz yolunun açık olması hâlinde, temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar icranın geri bırakılması kararının etkisi devam eder. İlâm alacaklısının teminat üzerinde rüçhan hakkı vardır.”
Kanun metni ilk okunduğunda bir an icranın geri bırakılması kararının temyiz incelemesi sonuna kadar geçerli olacağı anlaşılabilir. Ancak bu ek fıkrayı getiren 24.11.2021 tarihli ve 7343 sayılı Kanunun 5. maddesinin gerekçesine bakıldığında düzenlemenin getiriliş amacı daha net biçimde ortaya çıkmaktadır. Sözkonusu gerekçede;
“Uygulamadaki tereddütleri gidermek amacıyla, istinaf başvurusunun esastan reddine ilişkin karara karşı temyiz yolunun açık olduğu durumlarda, icranın geri bırakılması kararının etkisinin temyiz yoluna başvurma süresinin dolmasına kadar devam edeceği ifade edilmiştir.” denilmektedir.
O halde BAM’ın esastan onama kararı sonrasında tehiri icra kararının borçlunun temyiz süresi doluncaya kadar devam edeceği, temyiz başvurusu ile birlikte yeni bir tehiri icra kararı getirilmemesi durumunda takibin devam edeceği ve teminatın paraya çevrileceği hususunda bir tereddüt yoktur. Diğer bir anlatımla önceki tehiri icra kararının etkisi temyiz süresi doluncaya kadar devam edecektir. Bu durumda borçlunun, temyiz başvurusu ile birlikte Yargıtay incelemesi sonuna kadar geçerli olacak yeni bir tehiri icra kararı alması gerekmektedir.
BAM’ın temyiz yolu açık onama kararı üzerine borçlunun takip dosyasına hemen yeni ya da ikinci bir teminat mektubu sunmasına gerek yoktur. İcra dairesinin kasasında bulunan mevcut teminat mektubu fiziken geçerliliğini korur. Ancak dikkat edilecek husus, istinaf süreci boyunca dosyada faiz işlemeye devam ettiği için mevcut teminat mektubu güncel borcu karşılamayabilir. Borçlunun temyizle birlikte yapacağı tehiri icra başvurusunda icra müdürü; işlemiş faiz, icra harçları, vekalet ücreti ve diğer takip masraflarının güncellendiği yeni bir dosya kapak hesabı hazırlar ve borçluya önceki teminatla arada oluşan farkı tamamlaması için bir süre verir. Bu fark yatırılmadan yeni mehil vesikası verilmesi mümkün olmayacaktır.
Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin İçtihatlarının Değerlendirilmesi
Girişte bahsettiğimiz icra müdürlükleri arasındaki uygulama farkının Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin farklı gibi anlaşılan iki ayrı içtihadına dayandırıldığı görülmektedir. Bunlardan, mehil kararının temyiz incelemesi sonuna kadar sürdüğü görüşüne Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.03.2023 tarih ve 2022/8725 E., 2023/1736 K. sayılı içtihadı örnek gösterilirken; mehil kararının BAM’ın onama kararına kadar geçerli olduğu görüşüne ise aynı Dairenin 02.12.2019 tarih ve 2019/12672 E., 2019/17345 K. sayılı içtihadı örnek gösterilmektedir. Oysa bu iki ilam arasında farklı uygulamaya yol açacak bir çelişki yoktur. Aksine bu iki içtihat birbirini tamamlar niteliktedir.
Bu iki içtihada yakından bakarsak; mehil kararının temyiz incelemesi sonuna kadar sürdüğü görüşünün dayanağı olarak gösterilen Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 16.03.2023 tarih ve 2022/8725 E., 2023/1736 K. sayılı içtihadında; borçlu Belediye, BAM'ın onama kararından sonra henüz temyiz süresi dahi dolmadan (2 haftalık süre içindeyken) icra müdürünün teminatı alacaklıya ödemesini şikayet etmiş, ilk derece mahkemesi 12. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarih ve 2019/12672 E., 2019/17345 K. sayılı içtihadına atıf yaparak şikayeti kabul etmiş ancak BAM bu kararı kaldırmıştır. Yargıtay ise BAM'ın kararını bozmuştur. Bozma gerekçesinde;
“...şikayetçi borçlunun temyiz kanun yoluna başvuru süresinin, teminatın iade edilmesine (yani alacaklıya ödenmesine) ilişkin kararın verildiği tarihte henüz dolmadığı anlaşılmıştır.” denilmiş, ilamın sonuç kısmında da “Bu durumda, Bölge Adliye Mahkemesince; ... borçlunun dosyada bulunan teminatın alacaklıya ödenmesi işlemine yönelik şikayeti hakkında olumlu veya olumsuz bir karar verilmesi gerekirken, yazılı şekilde hüküm tesisi isabetsiz olup, Bölge Adliye Mahkemesi kararının bozulması gerekmiştir.” denilmiştir.
Sözkonusu bu içtihatta Daire, İİK’nun 36/6. fıkrasındaki; “Bölge adliye mahkemesince başvurunun esastan reddine karar verilmesi veya Yargıtayca hükmün onanması halinde alacaklının istemi üzerine başkaca işleme gerek kalmaksızın teminata konu olan para alacaklıya ödenir” hükmündeki “veya” kelimesine şöyle bir yorum getirmiştir:
“...kanun koyucu maddede yer verdiği 'veya' ibaresi ile belli bir sıranın takip edilmesi gerektiğini diğer bir ifadeyle... Bölge Adliye Mahkemesince verilen esastan ret kararına karşı temyiz yolunun açık olması ve verilen karara karşı temyiz yoluna başvurulması halinde ise ancak Yargıtayca kararın onanması durumunda teminata konu olan paranın alacaklıya ödeneceğini öngörmüştür.” denilmiştir.
Görüldüğü gibi kararda; icra müdürünün temyiz başvuru sürecini tamamlamadan teminatı paraya çevirmesi eleştirilmiş, borçlunun kanuni temyiz süresi ve bu sürede yeni mehil vesikası alma hakkı devam ederken, alacaklıya erken ödeme yapılamayacağı bildirilmiştir. Dolayısı ile bu içtihadın 02.12.2019 tarihli önceki içtihatla çelişmediği ve önceki içtihadın içeriğini koruduğu açıktır.
Mehil kararının BAM’ın onama kararına kadar geçerli olduğu görüşünün dayandırıldığı Yargıtay 12. Hukuk Dairesinin 02.12.2019 tarihli ve 2019/12672 E., 2019/17345 K. sayılı içtihadı ise şöyle özetlenebilir: Öncelikle bu içtihat Bölge Adliye Mahkemeleri arasındaki uyuşmazlığın giderilmesine yöneliktir. Daire bu kararında, BAM’ın onama kararına karşı temyiz yolunun açık olduğu durumlarda, borçluya Yargıtay aşaması için yeni bir mehil vesikası verilmesinin zorunlu olduğunu, eski mehilin sona ereceğini ve yeni bir usuli mehil sürecinin başlatılması gerektiği hususunu açıkça kayıt altına almıştır.
İlamın sonuç kısmında;
“Bölge Adliye Mahkemesi tarafından takibe dayanak ilk derece mahkemesi kararında yönelik istinaf isteminin esastan reddine karar verilmesi durumunda, işbu karara karşı temyiz yolunun açık olması ve tehiri icra talepli temyiz dilekçesi verilmesi halinde de icra müdürlüğünce Yargıtay'dan tehiri icra kararı getirmek için süre (mehil vesikası) verilmesi gerekmekte olup... uyuşmazlığın bu şekilde giderilmesine karar vermek gerekmiştir.” denilmiştir.
Buradan çıkarılacak sonuç; eski mehil ve tehiri icra kararının BAM’ın yerel mahkeme kararını esastan onamasıyla biteceği, borçlunun temyiz dilekçesi vermesiyle takibin kendiliğinden durmayacağı, icra müdürünün “yeni bir tehiri icra kararı getirmesi için” borçluya tekrar mehil vesikası vermesi gerektiği şeklinde olacaktır.
O halde her iki içtihat arasında gerçekte bir çelişki bulunmamaktadır. Her iki içtihatta da vurgulanan temel konu, BAM’ın onama kararı sonrası teminatın doğrudan alacaklıya geçmeyeceği; bununla birlikte borçlunun da temyiz dilekçesini vermesiyle birlikte eski tehiri icra kararının geçerliliğini sürdüreceği şeklinde bir algı ve beklentiye giremeyeceği noktasında toplanmaktadır. Bu durumda, “tehiri icra kararının BAM’ın yerel mahkeme kararını esastan onamasına kadar süreceği, temyizle birlikte yeni bir tehiri icra kararı getirtilmesinin gerektiği” yönündeki uygulama ve görüşün yerinde ve isabetli olduğu hususu açıklıkla söylenebilecektir.
Borçlunun İzlemesi Gereken Usul ve Teminatın Ödenme Koşulları
BAM’ın onama kararından sonra borçlunun icranın geri bırakılmasını devam ettirmek için izlemesi gereken adımlar şunlardır:
Borçlu, BAM’ın onama kararına karşı yerel mahkemeye açıkça tehiri icra talebini gösterir temyiz dilekçesi sunmalıdır.
Tehiri icra talepli temyiz dilekçesini verdikten sonra yine kararı veren aynı ilk derece mahkemesinden 'kararın tehiri icra talepli temyiz edildiğine dair' resmi bir derkenar (yazı) almalıdır.
Bu derkenarı icra dosyasına sunarak Yargıtay aşamasına yönelik yeni bir mehil vesikası talep etmelidir.
İcra müdüründen aldığı bu yeni mehil vesikası ile takibin yapıldığı yer İcra Hukuk Mahkemesinden yeni bir 'icranın geri bırakılması' kararı almalıdır.
Alacaklı ancak şu durumlarda icra dosyasındaki teminatı paraya çevirtip tahsilini talep edebilir:
BAM kararının kesin olarak verilmiş olması, yani temyiz yolunun kapalı olması,
Temyiz yolu açık olmasına rağmen borçlunun yasal süresi içinde temyiz yoluna başvurmamış olması veya başvurusunda tehiri icrayı talep etmemiş olması,
Borçlunun kararı temyiz etmesine rağmen; icra dairesinden Yargıtay süreci için yeni bir mehil vesikası almaması veya bu vesika ile başvurduğu icra hukuk mahkemesinden aldığı tehiri icra kararını icra dosyasına sunmamış olması,
Yargıtayın dosya üzerindeki incelemesini tamamlayıp BAM kararını onamış olması.
Sonuç
BAM’ın ilk derece mahkemesi kararına karşı borçlunun yaptığı istinaf başvurusunu esastan reddi (onama) kararı sonrasında eski tehiri icra kararı etkisini temyiz başvuru süresi sonuna kadar devam ettirir. Ancak bu süre temyiz incelemesi sonuna kadar devam etmez. Borçlu teminatın paraya çevrilmesini istemiyorsa Yargıtay temyiz incelemesi sonuna kadar devam edecek ikinci bir mehil kararı alması gerekir. Bu usulü işlemler tamamlanmadığı sürece, dosyadaki teminat mektubunun alacaklının talebiyle nakde çevrilmesi mümkündür.