Yargı Kalemi
İş Hukuku

12. YARGI PAKETİ İLE BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMASI VE KISMİ DAVADA YENİ DÜZENLEME

12. YARGI PAKETİ İLE BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMASI VE KISMİ DAVADA YENİ DÜZENLEME

12. YARGI PAKETİ İLE BELİRSİZ ALACAK DAVASININ KALDIRILMASI VE KISMİ DAVADA YENİ DÜZENLEME

Giriş

7589 sayılı Kanunun (12. Yargı Paketi) 31 Temmuz 2026 tarihinde Resmî Gazetede yayımlanarak yürürlüğe girmesiyle birlikte belirsiz alacak davaları (HMK m. 107) yürürlükten kaldırılmış oldu.(7589 S.K. m. 19).

Getirilen yeni düzenleme ile artık alacağını başlangıçta tam ve kesin olarak belirleyemeyen taraf HMK’nun 109. maddesine göre hakkını kısmî dava çatısı altında arayabilecektir.

BELİRSİZ ALACAK DAVASININ YERİNİ KISMÎ DAVA ALDI, PEKİ DEĞİŞEN NE OLDU?

Belirsiz alacak davasında, mahkeme öncelikle davanın ya da davaya konu alacağın "belirli" mi yoksa "belirsiz" mi olduğu konusunu dava şartı olarak araştırabilmekteydi. Uygulamada bazan belirsiz alacak olarak açılan davada mahkeme alacağın likit veya hesaplanabilir olduğu kanaatiyle davayı "hukuki yarar yokluğu" nedeniyle usulden reddedebiliyordu. Bu da hukuki tartışmalara ve yargılamanın uzamasına sebep olabilmekteydi.

İşte kanun koyucu bu tartışmalara bir son vererek HMK’nun 107. maddesindeki belirsiz alacak davası uygulamasını kaldırmış oldu. Ancak yapılan düzenleme ile belirsiz alacak davanın sağladığı temel hukuki korumaların daha sade ve belirleyici bir usulle kısmi dava modeline aktarıldığı görülmektedir. Böylece belirsiz alacak davasının işlevi kısmi davaya aktarılırken mevcut kısmi dava modelinin güçlendirildiği ve daha işlevsel hale getirildiği söylenebilecektir.

O halde 7589 sayılı Kanunla getirilen asıl yenilik, belirsiz alacak davası modelinin sonlandırılmasından ziyade kısmi dava modelinin işlevsel hale getirilmesidir.

TALEP ARTIRIMINDA ZAMANAŞIMI KISMİ DAVADA DA DAVA TARİHİNE ÇEKİLDİ:

Eski kısmi dava uygulamasında, davacı kısmî dava açtığında zamanaşımı yalnızca dava edilen miktar yönünden kesiliyor, yargılama sırasında bilirkişi raporu alınıp talep artırıldığında ise artırılan bakiye kısım için zamanaşımı artırım tarihinde kesilmiş sayılıyordu. Bu durum geç neticelenen kısmi davalarda bakiye alacaklar için zamanaşımı def’ini gündeme getirebilmekteydi.

HMK’nun 109. maddesine 4. fıkra eklenerek bu sorun giderilmiştir:

“(4) Alacağın sadece bir kısmının dava edildiği durumlarda talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere iddianın genişletilmesi yasağına tabi olmaksızın tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu durumda zamanaşımı, artırılan kısım bakımından da dava tarihinden itibaren kesilmiş sayılır.”"

Yeni düzenleme ile belirsiz alacak davasındaki tüm alacak için dava tarihinden itibaren zamanaşımının kesileceği yönündeki güvence aynen kısmi davaya aktarılmış oldu. Böylece kısmi davada da sonradan artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır.

KISMİ DAVADA BAKİYE ALACAK İÇİN ARTIRIM TALEBİ, ISLAH AYIRIMI:

HMK’nun 109. maddesine eklenen 4. fıkra ile davacı, dava dilekçesinde gösterdiği talebini, karşı tarafın muvafakati olmaksızın ve iddianın genişletilmesi yasağına (HMK m. 141) takılmaksızın artırabilir. Ancak talep artırımı dava süresince sadece bir kez yapılabilecektir.

Yapılacak talep artırımı, hukuki niteliği itibarıyla bir ıslah işlemi değildir. Yani HMK’nun 109/4 fıkrası kapsamında yapılacak bir talep artırımı ile davacı HMK.’nun 176 ve devamında düzenlenen ıslah hakkını tüketmiş sayılamayacaktır. Taraflar, kanunda öngörülen şartların bulunması hâlinde ayrıca ıslah yoluna başvurabilecektir.

HMK’nun 109/4 fıkrası ile öngörülen emredici nitelikteki 'bir defalık' talep artırımı hakkı, aynı alacağın sonradan ıslah yoluyla ikinci kez artırılmasını ve bu yolla kanunun dolanılmasını engellemiştir.

Taraflar bakiye alacak için ıslahla ikinci kez artırıma gidemeyeceklerse de HMK’nun 176 ve devamındaki şartlar çerçevesinde, ıslahla daha önce gerçekleştirdiği usul işlemlerini kısmen veya tamamen değiştirmesi ya da düzeltilmesi mümkündür. Dolayısıyla yeni düzenlemede talep artırımı ile ıslah, birbirinin alternatifi değil; farklı hukuki sonuçlara ve farklı kullanım alanlarına sahip iki ayrı usul kurumudur.

HMK’nun 109/4 fıkrası gereği talep konusu, aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tahkikatın sona ermesine kadar artırılabilir. Bu nedenle, tahkikatın sona ermesinden sonra, yani sözlü yargılama aşamasına geçilmesiyle birlikte artık talep artırımı yapılamaz.

İŞÇİLİK ALACAKLARI BAKIMINDAN KISMİ DAVA DÜZENLEMESİ:

Kıdem ve ihbar tazminatı ile fazla çalışma, UBGT, hafta tatili ve yıllık izin gibi işçilik alacaklarının tek bir kısmi dava konusu edildiği hallerde; bilirkişi raporuyla netleşen alacak miktarları için HMK’nun 109/4. fıkrasındaki özel düzenleme nazarda tutulacaktır. Davacı taraf, tahkikatın sona ermesine kadar ve aynı davada bir defaya mahsus olmak üzere tüm bu alacak kalemlerini artırılabilecektir.

Yeni düzenleme ile uygulamadaki “belirsiz alacak kalemlerinde talep artırımı, kısmi alacak kalemlerinde ise ıslah” şeklindeki ikili ayrım önemli ölçüde ortadan kalkmış oldu. Yani kısmi dava olarak açılan işçilik alacaklarında belirginleşen bakiye tutarlar, HMK’nun 109/4. fıkrası kapsamındaki bir defalık talep artırımı hakkı kullanılarak davaya dahil edilecektir.

KISMİ DAVADA ARTIRILAN KISIM İÇİN FAİZ BAŞLANGICI:

HMK’nun yeni 109/4. fıkrası gereğince kısmi davada artırılan kısım bakımından zamanaşımı dava tarihinde kesilmiş sayılacaktır. Ancak artırılan alacağa faizin hangi tarihten itibaren işletileceğine dair yasada bir açıklık bulunmamaktadır. Bu nedenle faiz başlangıcı; alacağın niteliği, temerrüdün gerçekleşip gerçekleşmediği ve ilgili özel hükümler dikkate alınarak belirlenecektir. Özellikle temerrüde bağlı alacaklarda, dava tarihinde yalnızca dava konusu edilen kısım bakımından temerrüt oluşup oluşmayacağı ve artırılan bakiye kısma faizin dava tarihinden mi, yoksa talep artırımının yapıldığı tarihten itibaren mi işletileceği hususu uygulama ile şekillenecektir.

HALEN BELİRSİZ ALACAK DAVASI AÇILABİLECEK Mİ? AÇILMIŞ BELİRSİZ ALACAK DAVALARININ DURUMU NE OLACAK?

7589 sayılı Kanunun Geçici Madde 1/10. fıkrası gereğince; kanunun yürürlüğe girdiği 31 Temmuz 2026 tarihinden itibaren belirsiz alacak davası açılamayacaktır. 31 Temmuz 2026 tarihinden önce açılmış olan belirsiz alacak davaları ise önceki hükümlere göre görülmeye devam edecek ve önceki hükümlere göre sonuçlandırılacaktır.

KISMİ DAVADA FAZLAYA İLİŞKİN HAKLARIN SAKLI TUTULMASI ŞART MI?

Dava dilekçesinde, davanın HMK.’nun 109. maddesine göre açılmış kısmi dava olduğu hususu açıkça ortaya konulmalıdır. Talep sonucunda dava konusu yapılan miktar belirlenmelidir. Kanunda “fazlaya ilişkin hakların saklı tutulması” gerektiğine dair bir düzenleme yer almadığı için dilekçeye böyle bir açıklama ekleme zorunluluğu da yoktur. Bu kaydın konulmamasının usul açısından bir hak kaybına yol açacağı söylenemez. Ancak uygulamada davacının iradesini açıklığa kavuşturmak bakımından bu kaydın atlanmadığı da bir gerçektir.

SONUÇ VE DEĞERLENDİRME

7589 sayılı Kanun ile belirsiz alacak davasının kaldırılması, dava türlerinin sadeleştirilmesi ve uygulamada yaşanan bazı usul tartışmalarının azaltılması bakımından önemli bir değişikliktir. Özellikle artırılan talep yönünden zamanaşımının dava tarihinde kesilmiş sayılması, eski HMK’nun 107. maddesinin en önemli işlevlerinden birinin yeni kısmi dava sistemine aktarıldığını göstermektedir. Böylece belirsiz alacak davasının önemli bir işlevi kısmi davaya aktarılırken, mevcut kısmi dava modeli güçlendirilmiş ve daha işlevsel hâle getirilmiştir. Faiz başlangıcı ve ıslah gibi sorunlar ise uygulama ve yüksek yargı içtihatları ile şekillenecektir.

Katıl

Yorumunuzu paylaşın veya soru sorun.

Yorumunuz bize ulaşır; okuyup değerlendirdikten sonra yazının altında paylaşırız.
Sorunuz bize ulaşır; uygun görülürse yanıtıyla birlikte bu sayfada paylaşılır.
Tüm Yazılara Dön